[animate output image]

TÜRKİYEYİ ÖRNEK ALIN...

Türkiye'nin Libya'daki aktif rolünden övgüyle bahseden Yemenli gazeteci Muhammed el-Ahmedi, Suudi Arabistan ile BAE'nin ülkesinde meşru hükümeti koruyamadığını, söyledi. Ahmedi, "Bu nedenle halihazırda Yemen'de Türkiye'nin aktif rol oynaması gerektiği yönünde talepler yükseliyor" dedi.

17:29:33 | 2020-07-08

Türkiye'nin Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile diğer bazı aktörlerin, Libya'dan Suriye ve Somali'ye kadar tüm Arap coğrafyasında çıkardığı yangınları söndüren bir itfaiyeci gibi çalıştığını söyleyen Yemenli araştırmacı gazeteci Muhammed el-Ahmedi, Türkiye'nin Libya'da meşru hükümeti destekleme konusunda başarılı olduğunu dile getirdi. Suudi Arabistan ile BAE'nin ise Yemen'de meşru hükümeti koruyamadığını, özellikle Yemen'in güney ve doğu illerinde hükümetin varlığını sona erdirmeye çalıştığını ifade eden Ahmedi, "Bu nedenle halihazırda Yemen'de Türkiye'nin aktif rol oynaması gerektiği yönünde talepler yükseliyor" dedi.

BAE'nin başta Yemen olmak üzere Orta Doğu ülkelerinde oynadığı role ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulunan Ahmedi, Abu Dabi yönetiminin bölge ülkelerinde yıkıcı bir politika izlediğini belirtti.

BAE'nin Mısır ve Suudi Arabistan'ın başka meselelere yoğunlaşmasını fırsat bilerek birçok Arap ülkesine el attığını aktaran Ahmedi, Mısır'da demokratik yollarla seçilen ilk sivil Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'ye yapılan askeri darbe sonrasında Kahire'nin Orta Doğu'daki rolünün azaldığını, Suudi Arabistan'ın ise ülke içi yönetimde yapılan düzenlemeler ve Yemen savaşı nedeniyle bölgedeki rolünün gerilediğini söyledi.

Ahmedi, "BAE, Arap ülkelerinin barış ve güvenliği ile devletlerin karar alma mekanizmasını zayıflatmak amacıyla, askeri darbeleri destekledi, isyancı silahlı milisler oluşturdu, şiddet yanlısı grupları finanse etti, kara para aklama operasyonlarına destek verdi. BAE'nin Arap ülkelerine yönelik dış siyaseti, ahlaki değerlerlerden yoksun." diye konuştu.

"Türkiye, yangınları söndüren bir itfaiyeci gibi"

BAE'nin Türkiye karşıtı tutumunun nedenlerine işaret eden Ahmedi, şunları kaydetti:

"Bölgesel çatışmaların doğasını anlayabilen ve derinlemesine bir deneyime sahip olan Türkiye'nin krizleri yönetme kabiliyeti var. Türkiye, BAE ile diğer bazı aktörlerin, Libya'dan Suriye ve Somali'ye kadar tüm Arap coğrafyasında çıkardığı yangınları söndüren bir itfaiyeci gibi çalışıyor."

Türkiye'yi ülkesine davet etti

Türkiye'nin Libya'da meşru hükümeti destekleme konusunda başarılı olduğunu; Suudi Arabistan ile BAE'nin ise Yemen'de meşru hükümeti koruyamadığını, özellikle Yemen'in güney ve doğu illerinde hükümetin varlığını sona erdirmeye çalıştığını ifade eden Ahmedi, "Bu nedenle halihazırda Yemen'de Türkiye'nin aktif rol oynaması gerektiği yönünde talepler yükseliyor." dedi.

Yemenli gazeteci, BAE'nin "Arap Baharı" olarak adlandırılan süreç sonrasında bölgede demokratik güçlerin ya da siyasette aktif İslami hareketlerin yükselişe geçmesinden endişe ettiğini, bu yüzden de siyasal çoğulculuğun bir hak olduğuna inanan ülkelere karşı düşmanlık beslediğini belirterek, "BAE, Türkiye'yi Arap halklarına demokrasi, insan hakları ve siyasal katılımcılık için mücadelede ilham veren bir ülke olarak görüyor. Bu durumu da kendi varlığını tehdit eden bir tehlike olarak algılıyor." ifadelerini kullandı.

BAE zarar veriyor

Yemen ve Libya'nın BAE'nin krizlerle mücadelede siyasi ve ahlaki sorumluluk taşımadığını açıkça ortaya koyan iki örnek olduğunu söyleyen Ahmedi, "Yemen büyük bir insanlık trajedisiyle karşı kaşıyayken BAE, ülkedeki parçalamayı sürdürüyor; kaosu derinleştirerek insanlık karşıtı suçları artırmaya devam ediyor." diye konuştu.

BAE'nin terörle mücadeleyi genellikle, terörle mücadele çabalarını baltalamak ve Yemen'deki en büyük şiddet ve terörü gerçekleştirmek için bir bahane olarak kullandığını kaydeden Ahmedi, "BAE sadece limanların, önemli noktaların, deniz ve hava sahalarının kontrolünü sağlamaya çalışmıyor aynı zamanda buralardaki işleyişi de durdurarak Yemen halkına toplu şekilde büyük zarar veriyor." ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin Libya'daki rolünün çok önemli olduğuna dikkati çeken Ahmedi, şunları söyledi:

"Türkiye, Libya'da Ulusal Mutabakat Hükümetini desteklemeseydi her şey çok daha kötü olabilirdi. Çünkü BAE, darbeci Halife Hafter'e destek veriyordu. Gerçekten Türkiye orada duruma müdahale etmeseydi bugün Terhune kentinde gördüğümüz toplu mezarları ülkenin her yerinde görecektik."

BAE, İsrail'in Arap dünyasına açılan kapısı

Son olarak BAE-İsrail yakınlaşmasına değinen Ahmedi, BAE'nin İsrail için Arap dünyasına açılan bir kapı olduğunu söyledi.

"BAE, İsrail'le ilişkiyi, Batı ve ABD'nin sadık bir dostu olarak yapılması gereken görevlerin bir parçası olarak görüyor." diyen Ahmedi, BAE'nin İsrail'le ilişkileriyle övünmesinin, bölgedeki faaliyetlerine Batı desteği alabilmesi açısından Abu Dabi yönetimine bir ayrıcalık ve dokunulmazlık sağladığını kaydetti.

"BAE'nin bölge siyasetini tanımlayan üç temel madde var. Bunlar: Demokrasiye, sivil ve siyasi haklara düşmanlık, Arap ülkelerindeki meşru hükümetleri zayıflatmak ve devletlerin karar alma mekanizmalarına karşı savaş" ifadelerini kullanan Ahmedi, BAE'nin bölgedeki meşru siyasi yönetimlere karşı mücadeleye öncülük ettiğini ve bölgede uluslararası güçlerin taşeronu gibi çalıştığını vurguladı.




ETİKET :   CUMHURBAŞKANLIĞI AK PARTİ GENEL MERKEZİ VE AKİT GAZETESİ.

Tümü